Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Görünmeyeni İşitmek: II. FASIL- YÜZLEŞME (Bölüm 4): MONTAIGNE İLE SÖYLEŞİ

Resim
  II. FASIL: İNSANIN İÇ SAVAŞI (Nefsin Terbiyesi) KULEDEKİ YALNIZ – MONTAIGNE İLE SÖYLEŞİ Giriş: Aklın Yetmediği Yerde Başlayan Savaş Atina’daki o loş zindanda, Sokrates’in baldıran zehrini içtiği o an, insan aklının en görkemli zaferiydi. "Zihin" faslını kapatırken, insanın korkuyu akılla ve erdemle yenebileceğine şahit olmuştuk. Rasyonel kahramanlık, bize mutlak doğru uğruna ölmeyi öğretmişti. Ancak zindandan çıkıp kendi zamanıma, dünyanın ve insanın gerçekliğine döndüğümde bir eksiklik sezdim. Akıl, neyin doğru olduğunu söylemekte tereddüt etmiyordu; fakat insan dediğimiz varlık yalnızca rasyonel bir makine değildi. Ya da Fyodor Dostoyevski’nin ima ettiği gibi, üstüne basıldığında her seferinde aynı sesi veren bir piyano da değildi. İçimizde daha karanlık, daha çelişkili ve kolayca ehlileşmeyen bir alan vardı: Nefs. İnsan, doğruyu bilse bile yanlışı seçebilen, savaşta kahramanken evde bir anlık dalgınlıkla kendi gölgesinden dahi korkabilen, yamalı, değişken ve zayıf ...

Görünmeyeni İşitmek: I. FASIL- ZİHİN (Bölüm 3): SOKRATES İLE SÖYLEŞİ

Resim
  ZİNDANDAKİ BİLGE – SOKRATES İLE SÖYLEŞİ   Tuna'nın sert ve disiplinli soğuğundan ayrılıp Atina'ya indim. Ama bu yolculuk benim kararım değildi. Beni gönderen Marcus Aurelius'tu. İmparator, haritanın başında duruyor, sınır çizgilerine değil, sanki görünmeyen bir boşluğa bakıyordu. “Git,” dedi, “ve şu sorunun cevabını bul:  Erdem öğretilebilir mi?” “Bunu sana sorduran ne?” diye karşılık verdim. Yavaşça bana döndü. Gözleri yorgundu; bir komutanın değil, bir insanın yorgunluğu... “İmparatorluklar kuruyorum,” dedi. “Yasalar yapıyor, ordular yönetiyorum. Ama iyi insan yetiştiremiyorum. Güç veriyorum, çürüyorlar. Bilgi veriyorum, kibirleniyorlar. Nerede eksik yaptığımı bilmiyorum.” -------------- O gece yola çıktım. Ama cebimde yalnızca onun sorusu yoktu. Çağımın yükü de benimleydi: başarı takıntısı, hız sarhoşluğu, bilgi gürültüsü. Belki de bütün karmaşa tek bir soruda düğümleniyordu:  İyi bir hayat nasıl yaşanır? Şimdi Akropolis’in gölgesindeyim. Küf kokan bir hücrenin ...